a
Reklam Banner Reklam Banner

Öncelikler meselesi…


Tarihiyle övündüğümüz, kültürüyle dünyaya açıldığımız, UNESCO’nun koruma altına aldığı, Cittaslow ünvanını da heybesine koyan Safranbolu…

Her fırsatta “dünya mirası” dediğimiz bu şehir, aslında sadece taş evlerden, dar sokaklardan ve kartpostallık manzaralardan ibaret değildir. Bir kenti dünya kenti yapan şey, sahip olduğu değerleri yaşatma iradesidir.

İşte tam da burada durup kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Biz gerçekten değerlerimize sahip çıkabiliyor muyuz?

Safranbolu’nun ev sahipliği yaptığı Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali, Karabük’ün uluslararası ölçekteki tek festivali olma özelliğini taşıyor. Batı Karadeniz’in ilk, Türkiye’nin sayılı uluslararası kültür organizasyonlarından biri. Yirmi yedi yıldır ayakta duran bir marka.

Fakat ne yazık ki yıllardır aynı manzarayı izliyoruz.

Festival kentin ortak değeri olmaya çalışıyor, taraflar onu kendi pencerelerinden okumaya devam ediyor.

Kazananlar değişiyor, makamlar değişiyor, koltuklar değişiyor; ancak değişmeyen tek şey, festivalin hak ettiği ilgiyi görmekte zorlanması oluyor.

13 Haziran akşamı bunun son örneklerinden biri yaşandı.

Aylarca hazırlığı yapılan, haftalar öncesinden duyurulan festivalin ödül töreni vardı. Şehrin kültürel vitrininin en önemli gecelerinden biri… Ancak aynı saatlerde başka programlar tercih edildi. Elbette her etkinlik değerlidir. Elbette her açılış önemlidir. Fakat yöneticilik bazen bir programa katılmaktan çok, hangi programa öncelik verdiğinizle ölçülür.

Bir ilin valisi, bir belediye başkanı ya da herhangi bir kamu yöneticisi, bulunduğu makamın temsil ettiği değerleri de taşır.

Bu yüzden mesele bir açılış programına gidilmesi değildir.

Mesele, uluslararası niteliğe sahip bir festivalin final gecesinin öncelikler sıralamasında nerede durduğudur.

Çünkü kültür organizasyonları yalnızca etkinlik değildir.

Onlar şehirlerin hafızasıdır.

Onlar şehirlerin dünyaya verdiği kartvizittir.

Onlar geleceğe bırakılan imzadır.

Düşünün…

Türkiye’nin ilk ağır sanayi hamlesine ev sahipliği yapmış bir şehiriz.

Cumhuriyet tarihinin en önemli sanayi atılımlarından birinin merkezindeyiz.

Ancak bugün geldiğimiz noktada ne sanayi geçmişimizi gerektiği gibi anlatabiliyoruz ne kültürel mirasımızı gerektiği gibi sahiplenebiliyoruz.

Kentin ortak değerleri söz konusu olduğunda siyasi sınırlar bir kenara bırakılabilmelidir.

Festivalin CHP’lisi olmaz.

Festivalin AK Partilisi olmaz.

Festivalin MHP’lisi olmaz.

Festival ya şehrindir ya da sahipsizdir.

Asıl soru da budur:

Altın Safran gerçekten bütün şehrin festivali midir, yoksa sadece düzenleyenlerin omuzlarında taşınan bir organizasyon mudur?

Bir şehrin yöneticileri değişebilir.

Ancak bir şehrin hafızası değişmez.

Bugün alkışlanan açılışlar yarın unutulur.

Kesilen kurdelelerin yerini yenileri alır.

Fakat 27 yıldır ayakta duran bir festivalin itibarı zedelenirse, onu yeniden inşa etmek yıllar alır.

Bu nedenle mesele kişiler değildir.

Mesele makamlar da değildir.

Mesele, Safranbolu’nun dünyaya açılan en önemli kültür pencerelerinden birine gereken değerin verilip verilmediğidir.

Çünkü bazı geceler vardır; orada bulunmak bir tercih değil, bir sorumluluktur.

Ve bazı yokluklar vardır ki, salonda boş kalan bir koltuktan çok daha fazlasını anlatır.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Vekillerden yeni müjde: Keltepe’ye kayak eğitim merkezi yapılacak

HIZLI YORUM YAP